JUDAS PRIEST - 13 Temmuz 2008 - İstanbul
July 19th, 2008Aradan bir hafta geçmesine rağmen konserin sarhoşluğunu atamadım ve uzun bir süre atabilecek gibi değilim. Boğazımdaki yanma sonraki günlerde gelen üşütmeyle sürüyor. Sen sessiz sessiz otur sonra birden bir şey olsun bir buçuk saat boyunca avazın çıktığı kadar bağır.. Olacağı bıdır.. Neyse ki kulaklarımdaki çınlama sadece bir gün sürdü![]()
Aylar önce konserin olacağını duyduğumda gözlerim yaşarmıştı. Neyse ki konserde ağlama, gözleri bulandırıp Halford'u görememe gibi salaklıklar yapmadım. Ama ileri derecede heyecanlandığımı söyleyebilirim.
Ekşisözlük'te biri Kenan Doğulu konserinde ayılıp bayılan 15lik kızlar gibi hissettiğini söylemiş. Hah aynen öyle. Sonuna kadar katılıyorum. İnsana 30 yaşında 15lik gibi hissettirebiliyorlarsa bu adamlar gerçekten Metal'in tanrılarıdır.
Hayvani Nostradamus albümünden Prophecy'yle başladılar ve Halford nerde diye bakınırken sahnenin solundaki yüksek platformda ne şekilde belirdiğini göstermek açısından bizim konserden olmayan bir fotoğraf ekliyorum.

İşte ruh budur! Sonrasında kaç ceket değiştirdiğini farketmedim bile. Şuurumu kaybetmiş vaziyetteydim. Hele Painkiller esnasında toplu bir çıldırış sezinledim.
60'larına merdiven dayamış adamlar ama acayip performans, delice çalıyorlar ve Halford delice söylüyor.Yerlerinde durmuyorlar ve seyirciyle çok sağlam iletişim kuruyorlar. O sesi canlı duydum ya artık ben gam yemem ahah..
Bir şarkıda tahtla çıktı, bir şarkıda motorsikletle çıktı. Ulen Halford, ay lav yu Halford!!
Bir kedi gördüm sanki...
July 6th, 2008Geçenlerde bir arkadaşımın evine tesadüfen gelen yavru kediyle bana soracak bir sürü sorusu oldu. Ben de bizim adamı sokaktan aldığımız ilk günleri hatırladım. O sırada ne yapacağımı bilmiyor haldeydim. Ben de sorular soruyordum.
Bari dört buçuk yılda öğrendiklerimi aklıma geldiği kadarıyla yazayım. Aynı durumda olan birileri okursa faydalı olsun.
Kedilerin nankör olduğu düşüncesiyle yaşadım baya uzun bir süre. O zamanlar tüm hayvanların farklı davranışları olduğu ve insanla karşılaştırılmaması gerektiğini bilmiyordum. Bunu evinizde kendi türünüzden olmayan birileriyle yaşadığınız zaman öğreniyorsunuz.

Kedi nankör değildir.
Nankör olduğu fikri sanırım şundan dolayı yaygın : kediler tamamen evcilleşemez. Bu nedemek? Otur, kalk, terliğimi getir ulan gibi emirleri yerine getirmezler. Aptal olduğundan değil, başına buyruk olduğundandır. Evdeki bireydir, bu yüzden onun da ev üzerinde hakkı vardır. Hatta evi herkesten daha fazla sahiplenir.
"İran kedisi alacağım, siyam kedisi alacağım, onlar çok tatlı, hem çok uysal" gibi laflar çok sinirimi bozuyor. Kedi, kedidir kardeşim! Güzel görünen ve size ait bir şeyler istiyorsanız süs bitkisi alın, biblo alın. Tavsiyem şudur ki, sokakta tonla kedi var, sokaktan bir can kurtarın. Dükkandakileri zaten birileri mutlaka alıyor.
Eve kedi geldiği zaman ilk yapılacak şeyler, onu doktora götürmek, mama, kum ve tuvalet almaktır. Tuvaletlerin üzeri kapalı, kulübeye benzeyenlerini tercih edin. Ortalığa tuvaletlerini yapmaktan hoşlanmazlar. Tuvalet eğitimi vermenize gerek yok. Bizimkiler tereddütsüz tuvaletlerine girip yaptı.
Kediler temiz hayvanlardır. Tüyleri de dökülmese bal dök yala o derece...Devamlı kendilerini temizlerler. Kötü kokmazlar.
Arada bir pirelenebiliyorlar. Hele dışarı çıktıysa mutlaka pirelenir. Bunun çözümü kolaydır. Pet Shop denilen dükkanlardan veya doktordan boyun damlası alabilirsiniz. Doktora götürürseniz o da yapar. Ama kolaydır. Hayvanı tutup, yalayamadığı tek yer olan ensesine bu damlayı damlatmanız lazım. Yarım saat falan ensesini bir yerlere sürttürmemeye çalışın. Ertesi gün pire falan kalmaz. Bu arada onlardaki pireler insanlarda yaşamıyor. Üstünüze atlayıp bir iki ısırabilir ama sadece kedide yaşar, onun kanıyla beslenir. Damlanın amacı da içindeki maddenin deri yoluyla kana karışıp onu içen pireleri öldürmektir.
Aşıları için doktorla konuşmanız lazım. Dışarı çıkıyorsa, karmaydı, kuduzdu hepsini yaptırın derim. Evdeki herkesin sağlığı için üç ayda bir yapılan kist aşısı vardır. Bunu yaptırmadığınız zaman hayvan küçük beyaz kımıl kımıl kurtlara sahip olur. O kurtların tüylere yapışan yumurtalarını yutarsanız vücudunuzda kist olma olasılığı meydana gelir. Biz üç ayı tutturamayabiliyoruz ama kurt gördüğüm anda hemen doktora götürürüm, bunlar kediyi de rahatsız ediyor çünkü.
Kedinin karşısındakilerle iletişim kurarken olmazsa olmazı ısırmaktır. Nihayetinde avcı bir hayvan olduğu için ısırarak oyun oynar. İnsanların baya mağdur olduğu bir konu bu. Biz ısırılmaya alışık olmadığımız için canımız yanabiliyor
Bunun çözümü öncelikle evdeki kedi tekse yanına bir arkadaş getirmektir. Tek başına olan kediler çok sıkılırlar. Tek başına olan herkes çok sıkılır
Psikolojisi için iyi değil. O yüzden eve kedi alacaksanız en az iki tane almanız lazım. Onlar birbirleriyle takılır, oynar ve sizi değil birbirlerini ısırırlar. Sizi ısırdığı zaman da aşırı tepki göstermemelisiniz. Bunda hoşnut olmadığınızı normal bir şekilde gösterip dikkatini başka yere çekmeyi, ona başka bir oyun sunmayı denemelisiniz. Başka türlü asla vazgeçmez...
Diğer konuları daha sonra aklıma geldikçe yazacağım.
Def Leppard - WhiteSnake canlı canlı!!
June 27th, 2008İkisine de bayılırım. Whitesnake'i geçen yıl izleyip çıldırmıştım. Tekrar gideceğim. İlk konser muhteşemdi.
Def Leppard'ı da seviyorum. Onları canlı izlemek de harika olacak.
Elimizi çabuk tutalım. Biletimizi alalım. 6 Temmuz Pazar, Parkorman'da...
Do you wanna get rocked??
Testament - 21 Haziran 2008
June 24th, 2008Böylece Testament'i de görmüş olduk. Delisi değilimdir ama bu konseri görmek lazımdı hakkaten. Halis thrash, bol gürültü. Onlara babayiğit denilebilir, albüm tadında canlı söylemeyi herkes beceremez...(Metallica yapamaz mesela
- bu seviyesiz karşılaştırma için üzgünüm
).
Öyle ki arada gaza gelen arkadaşlardan "HAYYVAANN" nidaları yükseliyordu.
Yeni albümlerindeki "More than meets the eye" çok güzel şarkı.
Önümdeki kayadan dolayı her an sahneyi görememiş olsam da, arada yakalayabildiğim karelerdeki Chuck Billy'nin konserin büyük bölümünde Türkiye formasıyla şarkı söylemesi jestinin gayet hoş olduğunu düşünüyorum. ( Adama karşı bir sempatim var, rahmetli anneanneme benzetirim bazen kendisini. Anneannem öyle semirmiş değildi ama..)
Konser bittiğinde kulaklarım ağrıyordu. ( yaşlılıktan mı nedir?! )

Biz yine saftirik gibi makine götürmedik. Resim çekip de internette paylaşan arkadaşlara teşekkürler.
şurdan üstteki de dahil olmak üzere bir iki fotoğraf görülebilir
karalama - alice
June 4th, 2008Alice harikalar diyarında![]()
